 |
Yani siz hayatın ince detaylarına çok takılıyorsunuz...
Hayatta böyle deteylara çok takılıyorum ve sinirleniyorum.
Bin tane örnek var. Medyada da böyle. Medya zaten inceliği
bırakmış, sokaktaki adamda bırakmış. Bu detaylar beni deli
ediyor. Günlük hayatta da böyleyim. Bazen herşey düzgün
gitsin diye uğraşmaktan, detaylara inceliklere takılmaktan o
anın keyfini çıkaramıyorum. Mesela benim hayatta en çok
sevdiğim şey rakı- balık- fasıl muhabbetidir. Toplarım 20
kişiyi giderim fasıla, oturduğum andan itibaren kalkana
kadar 1 büyük rakı içerim. Benim masamda herkes içer herkes
çok eğlenir. Ben devamlı şöyleyimdir; o onun yanına yanlış
oturdu, onun içkisi kalmadı, bunun yemeği bitti….devamlı bir
herşey düzgün gitsin hali, SIKICI biriyim anlayacağınız.
Sizin ağzınızdan kaçabilecek sözcükler mi, yoksa
konuklarınkiler mi daha çok stres kaynağı?
Benim ağzımdan kaçırdığım cümleler tabiki daha büyük bir
stress kaynağı. Konukların ağzından kaçanlardan kendileri
mükellef. Benim ağzımdan kaçmaması için de
oto-kontrollüyümdür. 3 kere düşünüp bir kere konuşuyorum.
Buna rağmen mutlaka kaçan bir şey olmuştur. Kaçtığı zaman B
planım, hiçbir zaman o an üzerinde durmamaktır, o an
durursam daha kötü olur. Görünmeyen şeyi de göstermiş olurum.
5 dk sonra aynı konuyu hiçbir şey olmamış gibi tekrar
işleyip gönül alırım. 10 dk sonra yaparsam geç olur. Telefon
gelmeye başlar.

Siz Beyaz Show'a konuk olur muydunuz?
Olurdum tabi ki. Çünkü bizim yaptığımız şov gelen konuklara
çok iyi çalışılan, gelen konukların hepsinin mutlu ayrıldığı,
"ya benim için ne guzel birşey yaptın" dedikleri bir şov.
Gelen konukların rahatça bütün sıkıntılarını anlatabildiği
bir program. Asla kimseyi sıkıştırmam, sıkıştırılmayı da
sevmem. Bana yapılmasını istemediğim hiçbir şeyi konuklarıma
yapmam. Ayrıca bizim programda dozaj çok önemli. Konu açılır,
gidişatta bellidir ama sonuna kadar gitmem. Benide
ilgilendirmez, çok ince detaylara dikkat ederim ve bunlar
izleyicinin ve konukların kafasında toplanarak benimle
ilgili olumlu bir imaj oluşturur. Benim hayat içerisinde
duruşum var, edep, düstur, etik denen birşey var. Onların
hepsi yanyana geldiği zaman bir programın imajı oluşuyor.
Soru sorarken sadece konuğu değil ailesini bile düşünüyorum.
Enteresandır, telefon eden izleyicilerde bu yazılı olmayan
kurallar çerçevesinde edepli sorular sorar. Hayat içerisinde
bunlar çok önemli. Misafirliğe gittiğinizde beklediğiniz
ağırlanma neyse onu yapmaya çalışıyoruz. Tallkshow un
doğruları bunlardır demiyorum ama ben buna inanıyorum. Belki
tamamen yanlış bir sistem uyguluyorum ama benim doğrularım
bunlar.
Program dekorunuzu beğeniyor musunuz? Hiç kullanmadığınız
bir masanız ve konukların sığmakta zorlandığı bir koltuğunuz
var. Bunlar kimin seçimi? Kanalın dekor bütçesi mi az?
Programın dekorunu ben de hiç beğenmiyorum. Dekor her
seferinde son dakikaya sıkıştığı için istediğim gibi
olmuıyor. Bu sene haziran ayında İngiltere'ye gidiyorum.
İngilizler bu konuda çok başarılı, bazı firmalarla
görüşeceğim, kendi cebimden parasını verip inanılmaz bir
dekor yapmayı düşünüyorum. Bizim iç düzenimiz iyi işler, ama
onun dışındakiler iyi işlemez. Benim programımın dekor, ışık
ve ses düzeninde eksiklikler var.
(2.Sayfadasınız) |
|